7- Han, Kervansaray ve Bedesten Sözcükleri Üzerine

HAN, KERVANSARAY VE BEDESTEN SÖZCÜKLERİ ÜZERİNE

Sevgili okurlarım;

Bu yazımda han, kervansaray ve bedesten  sözcükleri üzerinde duracağım. Eskiden han sözcüğü, yolcuların konaklama gereksinimlerini karşılayan yapılar için kullanılmaktaydı. Bu sözcük tam anlamıyla bugünkü Türkçe’de kullandığımız, İngilizce hotel (otel) sözcüğünün karşılığıdır.

Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinden bu yana; kent içindeki dükkan, imalathane, depo gibi ticaret yerlerinden oluşmuş yapılar (binalar)  topluluğuna da han denmektedir. Hatta içinde yalnızca büro ve işyerlerinin bulunduğu yapılara da iş hanı ismini veriyoruz. Oysa yukarıda söylediğim gibi han sözcüğü, İngilizce kökenli hotel (otel) sözcüğünün dilimizdeki karşılığıdır. Hanların; Yolcu Hanı, Bekar Hanı, Ticaret Hanı, İş Hanı gibi türleri vardır.

Aşık Veysel’in şu türküsünü bilmeyen var mıdır acaba?

Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece

Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece

Kırk dokuz yıl bu yollarda
Ovada dağlarda, çöllerde
Düşmüşüm gurbet ellerde
Gidiyorum gündüz gece

Şaşar Veysel iş bu hale
Kah ağlaya kah güle
Yetişmek için menzile
Gidiyorum gündüz gece

Aşık Veysel, türkünün ikinci dörtlüğünde dünyayı koca bir hana benzetmiş. Çünkü insan için dünya; bir kapısından girip, diğer kapısından çıktığı, konakladığı bir handan ibarettir.

Eskiden büyük anayollarda, kervanların ve yolcuların konaklaması için yapılmış binalara kervansaray derlerdi. At sırtında yapılan ve günler süren yolculukların yorgunluğu, kervansaraylarda giderilmeye çalışılırdı. Yolcular, yolcuların atları ve develeri karınlarını doyurur, uyuyup, dinlenir ve yollarına devam ederlerdi.

Günümüzde yolculuklarımızı, son teknoloji ürünü otobüs ve otomobillerle yapmaktayız. At sırtında günler süren yolculuklar, genellikle bir günden daha az zamanda tamamlanıyor. Bu nedenle bugün kervansarayların yerini, Falanca Turizm’in Dinlenme Tesisleri gibi tesisler almış durumda. İşte bu dinlenme tesisleri aslında birer kervansaraydır.

Osmanlı Devleti döneminde; kıymetli kumaş, eşya, mücevher ve yiyecek, giyecek maddelerinin satıldığı, üstü eşit büyüklüklerde kubbelerle örtülmüş kapalı çarşılara, bedesten denmekteydi. Özellikle 15. ve 16. yüzyıllarda  bedestenler, Osmanlı kentlerinin birer ticaret merkezi haline gelmesinde çok önemli görevler üstelenmişlerdi. Sonraları kapalı çarşı da denilen bedestenlere, günümüzde Gross Market, Hiper Market, Super Market gibi yabancı ve saçma isimler vermişiz.

Dilimizde zamanla unuttuğumuz ve yerine yabancı dillerden aldığımız o kadar çok sözcük var ki. Sizlere bir kaçını daha anımsatayım istedim. Keşke unuttuğumuz bu sözcükleri tekrar dilimize kazandırabilsek ve kullanabilsek.

Ben bu tür sözcükleri ısrarla kullanmayı sürdürüyorum. Sizler de dil savaşıma destek olunuz. Unutmayalım ki umudun tükendiği noktada, savaşmanın da anlamı kalmaz, yenilgi kaçınılmazdır. Saygılarımla!



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam114
Toplam Ziyaret168507
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.58043.5947
Euro3.89743.9130
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 18° 2°
Saat